22 Kasım 2009 Pazar

İstanbul, İstanbul...


19 Kasım sabahı 4.5 yıldır yaşadığımız İzmir'den buruk bir şekilde yola çıktık. İzmir'e karşı hiç aidiyet duygusu hissetmedik ama burada bizlere kalbini açan güzel insanlardan ayrılmak çok zor geldi. İzmir sayfasını kapattıktan sonra hem şehirle hem de sevdiklerimizle vedalaşmak için İstanbul'a geldik. Beş yıl önce bıraktığımız ve hayallerimizde yaşattığımız İstanbul ile bulduğumuz şehir arasında ciddi farklar var, ne yazık ki. Belki de ayrılığı kolaylaştırmak için psikolojik savunma mekanizmamız devreye giriyor ve algıda seçici davranıyoruz. Yine de kötüler ve kötülükler büyüyü tam anlamıyla bozamamış. 10 günlük programımız nitel olduğu kadar nicel açıdan da yoğun. Boğazın her iki yakasında da onlarca noktayı ziyaret ediyoruz. Beş yıldır bize hizmet eden Ada'nın Zırhlısı adını verdiğimiz tombul arabamızdan ve sekiz yıldır dostluğunu bizden esirgemeyen Gözcü'den ayrılmak oldukça zor geliyor. Mischa'nın yeni ailesine de mutluluk getireceğinden ve Liddle'ların ona çok iyi bakacağından eminiz. Bu yüreğimizi azıcık ferahlatıyor ve ileriye doğru bakma cesaretimizi arttırıyor. Nereye gidersek gidelim Mischa'cik pembe patileriyle fahri gözcümüz olarak hep kalbimizde kalacak... Muhtemelen en hüzünlü sahneler ise daha yaşanmadı, kim bilir bayramın son günü Atatürk hava limanında ne kadar mendil tüketilecek?
Koşuşturmaca sırasında Murad bu sıralar pek meşhur olan gribe yakalansa da koç domuza galip geliyor ve yatağa düşmeden paçayı sıyırıyor ;-) Ne mutlu ki bu telaşlı gezme tozma sayesinde İstanbul'un hala direndiğine ve eteklerinde sakladığı hazineleri onu gerçekten sevenlere açtığına şahit oluyoruz. Galatasarayımızın bir avrupa maçına gitmek ve Aşçı'yı ilk ve son kez AliSamiYen'e götürmek hayallerimiz fikstür sebebiyle suya düşüyor. Olsun varsın, değil mi ki bu sular iki kıta arasında binlerce yıldır milyonlarca hayali bağrına gömdüğü gibi milyonlarcasını da yoktan var etti, engel teşkil ettiği kadar umutları da yeşertti... Biz de çok iyi biliyoruz ki Sarı&Kırmızı ile daha nice zaferleri beraberce yaşayacağız. Sabır birazcık sabır. Dilerim 2011 Temmuz diye planladığımız İstanbul tatiline kadar sevgililer birbirine gözü gibi bakar da dönüşte daha güzel bir şehri kucaklama imkanımız olur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder