6 Aralık 2009 Pazar

İlk haftasonu heyecanı ve akabinde ilk pazartesi...


Cumartesi günü geç kalkıldı ve göz açıp kapayıncaya kadar saat 13:00 oldu. Günü kaçırmamak adına kendimizi apar topar dışarı attık ve 5dk'lık mesafedeki otobüs durağına gidip bizi şehre götürecek aracı beklemeye başladık. Elimizdeki listede yazan 4 otobüsten hiçbiri geçmedi. Halbuki her 15dk'da 1 sefer olduğu söylenmişti bize... Saat 17.00'de kapanacak olan hayvanat bahçesini gezmek için 2 saat civarında bir vaktimiz kalmıştı ve giriş ücreti olan 68$'ın tadını Pazar günü daha erkenden giderek çıkartmaya karar vererek pansiyona geri döndük. Hızlı hızlı piknik malzemelerini sırt çantasına tıkıştırdık ve taksi çağırdık. Yeni plan Adelaide'in içinden geçen ve en kurak ülkenin en kurak eyaletine hayat veren Torrens nehri kıyısında keyif yapmaktı. Saat 15:30 gibi amacımıza ulaşmıştık. Aydınlık hava, bunaltmayan sıcak, yeşil parklar insana derin bir ohh çektiriyor. Piknik süresince etrafımızı çevreleyen çeşit çeşit kuş Ada'yı pek eğlendirdi. Siyah kuğular özellikle ilgisini çekti. Hayvanların hiç korkusu yok, neredeyse yiyecekleri elimizden alacaklar. Güzel bir doğa. Sonra nehirde deniz-bisikletine bindik, iki köprü arasında 20dk'lık bir tur 10$, hiç fena değil. Yanyana pedallara biz oturduk ve küçük kaptan ortamıza geçip dümeni eline aldı. Turumuz bittiğinde bacaklarımız yorulmuştu, ancak Ada hanım belli ki enerjisini çimenlerin üstünde güneşlenen ördekleri kovalamaya ayırmış. Yarım saatlik bir moladan sonra güneşin bulutların arkasına çekilmesi ve havanın serinlemesiyle eve dönüş saatinin geldiğini anladık. Dönüş yolunda bindiğimiz otobüste fark ettik ki buaraya gelmek için beklediğimiz otobüsler haftasonu çalışmıyormuş. Dönüşye bindiğimiz M44 no'lu otobüs önümüzden 2 kere geçmiş ama bilmediğimiz için binmemiştik. Belki cahilliğimiz yüzünden Adelaide Zoo'yu ziyaret fırsatını bu seferlik kaçırmış olduk, ama haftasonuna oldukça tatminkar bir başlangıç yaptık. Daha koca bir Pazar vardı önümüzde...

Derken Ada hanım geceyi huysuzlukla noktaladı ve hayvanat bahçesine gitmeme cezası aldı. Tabii onun yüzünden bizim de kanguru ve koala görme hevesimiz kursağımızda kaldı ;-) Nitekim evde yapılacak bir sürü iş vardı, bizi bekleyen yeni hafta öncesinde birilerinin çamaşır yıkaması, ütü yapması, yemek pişirmesi gerekiyordu. Mürettebat arasında görev bölümü yapıldı ve bana ütü düştü! İlk denemede beklenenin üstünde başarılı olunca bundan sonra bu işin bana kalacağından biraz ürktüm doğrusu, ama Senem benim 5 gömlek ütülediğim sürede 2 günlük yemek yapıp ütüyü benden devralınca korkacak bir şey kalmadı. Ben de Ada hanımın eğitimine eğildim ve kendisine kıta değiştirmenin yarattığı endişelerin çok normal olduğunu, bizimle her kaygısını paylaşabileciğini, ama kültür şokunun etkilerini dışarı huysuzluk olarak yansıtmaması gerektiği anlattım. Mutabık kalmamız uzun sürdü, sözünde duracağını umuyorum. Gün içinde SkyPe kurulumunu çözdüğüm için akşam sevdiklerimizle görüntülü konuşma gerçekleştirdik. Gece yatarken saatimi 04:30'a kurdum. Türkiye saati ile 20:00'de kalktım ve Aslanların liderlik koltuğuna oturmaya ne kadar istekli olduğunu öğrenmeye çalıştım. İlk yarı iyi, ikinci yarı vasat bir futbol neticesinde elimize gelen fırsatı bir kez daha kaçırdığımıza üzülerek şahit oldum. Çekirge 1 sıçrar, 2 sıçrar ama inanıyorum ki eninde sonunda zirveye ismimizi yazdıracağız. Dilerim Avustralya yaşamımızdaki tek üzüntümüz Galatasaray olur. Birazdan Senem kalkıp işe gidecek ve ben de kızımızla yeni haftanın ilk gününü idrak edeceğim ;-) Şimdilik bu kadar, hepinizi seviyoruz!

1 yorum:

  1. Sevgili Arkadaslarim,
    Yeni baslangicinizda biz Ceylan'lar her zaman yanindayiz, isin en zor kismini astiniz, bundan sonrasi zamanla daha iyi olacak hersey yoluna girecek yilmak, moral bozmak yok. Bunlar olacak bazi gunler ""Neden buradayiz" diye soracaksiniz, Ada'ya bakin cevabi orada. Sizleri opuyorum Kucak dolusu sevgiler gonderiyorum, Guzel gunler sizi bekliyor keyfini cikartin.
    Kolay gelsin,
    Sanver

    YanıtlaSil