
Adelaide'i 2 gündür etkisi altına alan sıcaklar tüm canlılar gibi bizi de etkiledi. Cuma 41, dün 43 derece idi ve aman dışarı çıkmayalım evde kalalım dedik. Ancak ev dediğin yer bir oda bir salon ve toplasan 40m2 ancak eder. Klima ancak önünde dikilirsen etkili ve sonuçta herkesin dili damağı birbirine yapıştı, kafatasının derisi bile kurudu, sinirler keman y
ayı gibi oldu ve birbirimizi gırtlaklamamak için yakındaki markete gidip raflar arasında boş boş dolaştık. Üstelik yalnız da değildik, serinlemek için kendini içer atan bir sürü işsiz güçsüz tiple beraber raflar arasında gezindikten sonra 'ev'e döndük. Bugün aynı stresi tekrar yaşamamak için 1 saat mesafedeki Victor Harbour'a gitme kararı aldık. Hem deniz kenarı hem de güney kutbundan gelen rüzgarlar sayesinde sadece 36 derece ;-) Yol uzun olunca denizden önce hem yemek yenecek hem de çeşitli açık hava aktiviteleri olan bir parka gittik. İnsanın aklına sadece voleybol falan geliyor ama yok yok. Su kaydıraklarından, mini golfe, nehirde kano ile gezmekten okçuluğa kadar türlü çeşit oyunla karşılaştık. Hal böyle olunca yemek bile ertelendi ve herkes kendini su kaydıraklarına attı. Sonra biraz Hindmarsh nehrinde kürek çektik. Üş kişilik kanonun burnuna Senem, kıçına Murad ve ortasına da Ada oturunca kürek çekmek kıçtakine düştü ;-) Barbeküde sosisleri mideye indirdikten sonra ok ve yay ile biraz eğlendik. Kızılderilliler gerçekten marifetli insanlarmış, 25 metreden 1x1m boyutlarındaki kartonu ıskalamak mümkün çünkü :-) Sonra biraz mini golf, biraz göl bisikleti, bir tur uçan maymun, bir tur halı ile zıplamalı kaydırak, 5 tur sulu kaydırak ve derken nihayet aklımıza denize girmek geldi. 
ayı gibi oldu ve birbirimizi gırtlaklamamak için yakındaki markete gidip raflar arasında boş boş dolaştık. Üstelik yalnız da değildik, serinlemek için kendini içer atan bir sürü işsiz güçsüz tiple beraber raflar arasında gezindikten sonra 'ev'e döndük. Bugün aynı stresi tekrar yaşamamak için 1 saat mesafedeki Victor Harbour'a gitme kararı aldık. Hem deniz kenarı hem de güney kutbundan gelen rüzgarlar sayesinde sadece 36 derece ;-) Yol uzun olunca denizden önce hem yemek yenecek hem de çeşitli açık hava aktiviteleri olan bir parka gittik. İnsanın aklına sadece voleybol falan geliyor ama yok yok. Su kaydıraklarından, mini golfe, nehirde kano ile gezmekten okçuluğa kadar türlü çeşit oyunla karşılaştık. Hal böyle olunca yemek bile ertelendi ve herkes kendini su kaydıraklarına attı. Sonra biraz Hindmarsh nehrinde kürek çektik. Üş kişilik kanonun burnuna Senem, kıçına Murad ve ortasına da Ada oturunca kürek çekmek kıçtakine düştü ;-) Barbeküde sosisleri mideye indirdikten sonra ok ve yay ile biraz eğlendik. Kızılderilliler gerçekten marifetli insanlarmış, 25 metreden 1x1m boyutlarındaki kartonu ıskalamak mümkün çünkü :-) Sonra biraz mini golf, biraz göl bisikleti, bir tur uçan maymun, bir tur halı ile zıplamalı kaydırak, 5 tur sulu kaydırak ve derken nihayet aklımıza denize girmek geldi. 
Saat 17:00'de oyun parkından çıkıp 5-6km mesafedeki sahile gittik. Denize girmeden önce kıyıdan az ilerideki Granite adasına turist taşıyan faytonu ve adayı karaya bağlayan iskeleyi fotoğrafladık. Günün son seferiymiş ve dolayısıyla biz faytona binemedik ama fayton iki katlı bir otobüs gibi olduğu için ilgimizi çekti. Meğer daha ilginç olan Granite adasının dünyanın en küçük penguenleri olan Fairy'lere ev sahipliği etmesiymiş. Günün bombasını ise beraber geldiğimiz ailenin reisi sona saklamış. Sahilin en güney ucundan Mayıs-Ekim arası göç eden Right balinaları gözlemleniyormuş. Bu ne demek? Mayıs ayında mutlaka bir kez daha buraya geleceğiz demek. Bize eşlik etmek isterseniz önceden haber verin lütfen! Sevgiler.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder