24 Ocak 2010 Pazar

Mancala dersleri

Klasikleşen haftasonu BBQ partimizi bu sefer cumartesiye denk getirdik ve yolları bilenler için 20 dakikalık mesafedeki Thorndon parkına gittik. Bizim piknik yerine varışımız 40 dakika sürdü ama bir dahaki sefere en fazla 30dk’da gideceğimize eminiz ;-) Burası 1858’den beri SouthAustralia eyaletinin su deposu olarak kullandığı doğal bir havza. 1860 yılında çekilen fotoğraf ile bugünkü durum arasındak, fark, ülkedeki su probleminin boyutları hakkında fikir verecektir. (gözlük kullananlar için ipucu: pompa binası olarak inşa edilmiş kulenin temeli görünüyor) Sonuçta biraz büyük ölçekli de olsa burası bir ada ve her ada gibi tatlı su sıkıntısı çekiliyor. Suların azalmasıyla ortaya çıkan çimenliği halk piknik alanı olarak kullanıyor. Su o kadar değerli ki geçen ay komşu eyaleti basan sel bile sorun oldu… Bizim eyalet sel sularının bu tarafa doğru gelip kendi topraklarını sulamasını bekliyordu, fakat NewSouthWales sel sularının önünü kesti ve kendi sınırları içinde depoladı. Şimdi iki eyaletin hükümetleri adil bir paylaşım yöntemi bulmaya uğraşıyor. Tedbir amaçlı olarak bahçeler haftada en fazla iki gün sulanıyor, arabalar hortum yerine kovayla yıkanıyor, ama en az 20 yıllık geleceklerini kurdukları dev arıtma tesisleri ile garanti altına almış durumdalar; Tuzlu sudan içme suyu, atık sudan kullanma suyu elde ediyorlar.

Pazar günü biraz geç kalktık ve mükellef bir kahvaltıyla güne başladık. Mükelleften kasıt damak zevkimize uygun, yoksa öyle 120 çeşit yoktu sofrada, ama olanlar bizim sevdiğimiz tadtaydı. Farklı markaları deneye deneye kendimize uyan peyniri, zeytini, reçeli, ekmeği, sütü bulduk. Her markanın farklı lezzet alternatifleri var ve de onlarca marka var. Neyse ki 3-4 deneme de aradıklarımızı bulduk. Türk kahvesi keyfi sonrasında biraz ev işi biraz tembellik derken zaten akşamüstü oldu. Yemek hazırlığı, günlük gazete turu, 4 kanallı televizyonumuzda zap, Ada ile satranç ve Senem ile mancala derken akşam oldu. Mancala kelimesi muhtemelen dikkatinizi çekmiştir. Açıkçası biz de iki gün önce bir oyuncak mağazasını gezerken öğrendik ne olduğunu... Afrika kökenli bir oyunmuş, iddiaya göre de dünyanın en eski strateji oyunuymuş. Bir tahtaya 2 sıra halinde dizilmiş 12 küçük çukura 4er bilyenin yerleştirilmesi ile başlayan oyunda her oyuncu sıra kendine geldiğinde kendine ait sıradaki 6 çukurdan birindeki tüm bilyeleri alıp saat yönünün aksine birer birer diğer çukurlara dağıtıyor. Tahtanın 2 yanında birer tane de büyük cep var ki bunlara giren bilyeler dışarı çıkamıyor ve o oyuncunun oluyor. Amaç daha çok bilyeye sahip olmak… Anlatımımdan hiçbir şey anlamayan ama bir şekilde merakı uyananlar http://www.aflcio.org/unionshop/games/game_mancala.cfm adresini ziyaret edebilirler. Bu arada maçların sonucu şöyle; Murad kızını 1-0 yendi ve Senem de kızının intikamını 7-2 aldı ;-)

Önümüzdeki Salı günü Avustralya Günü ve bu kıtanın sayılı bayramlarından biri. İlk İngiliz kolonicilerin 1788’de bu topraklara ayak basmasını kutluyorlar. Bir bakıma ilginç bir bayram, çünkü bir topluma göre Kuruluş Günü, bir diğerine göre İstila Günü. Adamların bizim kadar milli, dini bayramı yok, dolayısıyla kimse pek sorgulamıyor, önemli olan tatil olması ve neticede herkes mutlu ;-) Hava 38 derece civarında olacak ve son anda bir değişiklik olmazsa deniz kenarına gitmeyi planlıyoruz. Sizler beyaz örtü altındayken bu satırları okuyunca biraz homurdanabilirsiniz elbette, ama zaten bu blog’un da amacı bu değil mi? :-P

1 yorum: