2 Ocak 2010 Cumartesi

Pansiyonda son 4 hafta...

2010'a hayal ettiğimiz ülkede girdiysek de dünyaca ünlü yılbaşı kutlamalarına katılmak için birkaç sene daha beklememiz gerekecek. Sydney hükumeti milyonlarca dolar ayırarak dakikalarca süren bir havaifişek gösterisi düzenliyor ki gerçekten de dünya gözüyle en az bir kere izlenmeli. Adelaide'in kutlamaları nispeten sönük geçiyor, ama ne kadar köfte o kadar ekmek! Burası sakinliği seven az sayıda insanın tercih ettiği bir kent. 1993'te İzmir ile kardeş şehir olmalarına şaşırmamak gerek ;-)

Pazar günü 3 günlük yeniyıl tatilinin son günüydü ve fırsat bu fırsat diyerekten, turistik broşürlerden görüp yapılacaklar listesine aldığımız Hahndorf isimli alman köyünü ziyeret ettik. On sekizinci asırdan beri burada komün halinde yaşamalarına rağmen ana dillerini konuşabilenlerin sayısı oldukça azalmış. Yine de sanat, zanaat ve yemek kültürlerini korumayı başarmışlar.
Köyün içindeki bir çiftlikte inekleri sağmak, deve kuşu, ceylan ve kanguruları elle beslemek, tavşan ve kuzularla oynamak mümkün, yani Ada için tam bir cennet. Daracık sokaklarda turistleri gezdiren faytonlar son model ciplerle ilginç bir görüntü arz ediyor, tabii Türkiye'den gelmemiş olanlar için ;-) Yine de adet yerini bulsun diye fotoğraf çektirmeyi ihmal etmedik.

Ada Hanım yorulmak bilmedi, ama onun peşinde koşmak bizi epeyce tüketti. Yorgunluğumuzu çeşit çeşit sosis ve enfes çikolatalı pastalarla ancak atabildik. Umarız önümüzdeki 4 hafta çabuk geçer ve artık kendi evimize yerleşiriz. Turist gibi yaşamak eğlenceli ama hepimize 2şer kilo kattığı gibi bütçemiz de oldukça zorlandı. Yerleşik düzene geçmek hepimize her açıdan iyi gelecek.
Ada'nın Cumartesi günlerini birlikte geçirebileceği bir abla, iki haftada bir temizliğe gelecek bir başka abla, akşam üstleri arada sırada gidilebilecek bir yüzme havuzu ve yüzme öğretmeni üçüncü bir abla bulmak da bize (en çok da aile fotoğraflarında yer almamaya razı olan fedakar babaya) biraz olsun fazladan nefes alma lüksü sağlayacak :-P

2 yorum:

  1. Fedakâr babaya selam ve de tabii diğer etrixlere.
    İyi yavaş yavaş alışıyorsunuz. Alman köyünde Almancanı ilerlet bari. Anladığıma göre oraya sık sık gideceksiniz. Sosisler, çıkolatalı pastalar filan.....
    Canlarım şu bilet işini halledebilirsem Nisan başında görüşebileceğü
    iz galiba.
    Hepinizi öpüyorum ama en fazla "Who is it?1 diyeni...

    YanıtlaSil
  2. Ulan dinime küfreden müslüman olsa :-) Sen ki Almanca üniversite okudun "wenn du willst"in ötesine geçebildin mi? :-p Adamlar Allahın Avustralya'sında kangrularla "hoch deutsch" konuşacak değil ya?

    Ich küsse sie. Mit herzlichen Grüssen

    Mete

    YanıtlaSil