31 Temmuz 2010 Cumartesi

Uzun ince bir yol...

Henüz sürekli oturma iznimiz bile olmamasına rağmen vergi mükellefi sayılıyoruz bu ülkede. Avustralya'nın mali yılı da hazirandan hazirana olduğu için harıl harıl vergi beyannamesi doldurmaya çalışıyoruz bir haftadır. Formlar internette iyi güzel ama o kadar karışık ki mali müşavir olmak lazım tek seferde halledebilmek için. Bir de işin içine ingilizcenin birden çok anlamlı kelimeleri girince olay tam bir bulmacaya dönüşüyor! Bu hafta hepimizin içinde bir sıkıntı vardı, Ada dahi kalbini gösterip buram acıyor, diyordu... Önce herhalde şu vergi işi dedik, sonra yeni formalarıyla mercan renkli aslanlar dandik bir takımla evinde berabere kaldı ve biz de buna yorduk, ama husursuzluk geçmedi. Acaba nedir, yine hasta mı oluyoruz, yeni bir virüs mü derken nihayet dün Cengiz Dede ile yapılan skype görüşmesi sırasında asıl sebep ortaya çıktı. Meğerse Ada'nın 3.dedesi, Hatıra Abla'mızın sevgili eşi Hüseyin Abimiz 3 gün önce uzun süredir çektiği kanserden ötürü vefat etmiş. Ada'ya söylemedik ve o hala göğsünün ortasındaki ağrı ile yaşıyor, eğer bir iki gün içinde sıkıntısı geçmezse prensese acı haberi vereceğiz. Neyse ki onun ölüme bakış açısı en az bizim kadar hatta belki bizden bile daha olgun. Ada'nın tarifi, "Ölüm diye birşey yok ki, onlar hep bizimle, hatta benim kulağıma fısıldıyorlar bazen..." şeklinde, ne mutlu ona! Allah iyi insan Hüseyin Polat'a rahmet eylesin ve geride kalan ailesine sabır versin. Bu tür olaylar insana bir kez daha hayatın gerçeklerini, günlük problemlerin anlamsızlığını, ânı yakalamanın önemini hatırlatıyor. Aşık Veysel ne güzel demiş, "iki kapılı bir handa gidiyorum gündüz gece, yetişmek için menzile güdüyorum gündüz gece." Doğa için Çal isimli projelerine onlarca müzisyenden destek bulan ekip Sivaslı Ozan'ın türküsünü mükemmel yorumlamış. Memleketimin kültür mozaiğini başarıyla kolajlamış bu video'yu önceden seyretmiş de olsanız zaman ayırıp "http://www.dogaicincal.com/index.asp?sayfa=caldiklarimiz&id=32" adresine bir kez daha göz atın ve lütfen 9 dakika 12 saniye boyunca sadece düşünün, acaba Veysel mi kör, yoksa başkaları mı?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder